DÎVANÜ LÜGÂTİ’T-TÜRK
İLE
ANADOLU AĞIZLARINDAKİ ORTAK UNSURLAR ÜZERİNE *
Yard. Doç. Dr. Ali AKAR **

-Divanü Lügati't-Türk'ü yazışının 925. yılı dolayısıyla büyük Türk dilcisi Kaşgarlı Mahmud'un ruhuna ithaf olunur.-


Ağızlar, dilin en canlı alanlarından biridir. Yazı dilinde olmayan pek çok kelime, kavram ve şeklin ağızlarda yaşadığı görülmektedir. Bunu, ağızların, kültürel ve teknolojik etkilenmelerden belli ölçüde uzak kalmasıyla açıklamak mümkündür Yine hayat tarzının gerektirdiği maddî ve manevî ihtiyaçların, yazı dilinin konuşulduğu şehir ortamlarına göre ağızların konuşulduğu kırsal bölgelerde çok daha yavaş değişmesi, eski şekillerin ağızlarda korunmasının diğer önemli bir sebebidir.

Ağızlar, yazı dilinde bulunmayan pek çok kelimeyi yaşattığı için, dilin tarihî leksikoloji problemlerinin aydınlatılmasında büyük önem taşımaktadır. Anadolu ağızlarında bulunan birçok yapı ve şekil, Türkçenin tarihî problemlerinin çözümünde de anahtar vazifesi görmektedir.

Köktürk, Uygur ve Karahanlı dönemlerine ait eserlerde Oğuzca ses ve yapı özelliklerinin olduğu bilinmektedir.[1] Karahanlı devrinin en önemli dil yâdigârlarından biri olan Divanü Lügati't-Türk'te Oğuz Türkçesi olarak gösterilen pek çok kelime bulunmaktadır.[2]

Anadolu'da ilk ürünlerini vermeye başlayan Batı Oğuzcası eski edebî dilin yanı sıra o devirde Türkiye topraklarına yerleşmeye başlayan Yörük ve Türkmen ağızlarının derin etkisini taşır.[3] Klasik Osmanlı Türkçesi oluşmasından sonra ağızlara ait bu unsurlar, zaman içinde yerlerini eş anlamlı kelimelere veya yabancı dillerden alınan ödünçlemelere bırakmışlardır. Örn. Eski Anadolu Türkçesinin yazı dilinde ırla- "şarkı, türkü söylemek" fiili vardı (YTS s. 110). Bu şekil zaman içinde yerini yazı dilindeki "şarkı, türkü söylemek"e bırakırken, ağızlarda ırla- fiili "şarkı, türkü söylemek" anlamıyla yaşamaktadır. (DS C. VII, s.2488).

Bu çalışmada, yazı dilimizde yer almadığı halde ağızlarda yaşayan 157 kelimeyi Divanü Lügati't-Türk'teki anlam ve şekilleriyle karşılaştırdık. Anadolu ağızları için kaynak olarak Derleme Sözlüğü'nü kullandık.

Anadolu ağızları üzerindeki çalışmalar henüz bitirilmiş değildir. Bu yüzden yeni derleme ve incelemelerle ağızlardaki Eski Türkçe kelime ve şekillerin çok daha artacağı muhakkaktır.

Bu karşılaştırmada şu sonuçlara vardık:
  1. Karahanlı Türkçesinde ilkses tonsuz damak patlayıcısı k- Anadolu ağızlarında -yazı dilimizdeki olduğu gibi- genellikle tonlulaşarak g-'ye dönüşmektedir (geñez<keñes,gezek<kezik gibi).
  2. Karahanlı Türkçesindeki bazı -đ-'ler Anadolu ağızlarında ses gelişmesi yoluyla-y-'ye dönüşmüştür. ayrı "saman ya da başak demetlerini toplamak için yapılmış alet" (DS I 430); <ađrı "buğday temizlemek için kullanılan yaba, çatal, çatal değnek" (DLT I 126)
  3. Bazı kelimeler ses, yapı ve anlam olarak aynı kalmıştır. çal "ala renk" (DS III 1047) <çal "alaca, kır" (DLT III 156)
  4. Bu unsurları kelime türü olarak incelediğimizde ise karşımıza şu sonuç çıkmaktadır:
     
    Kelime türleri Sayı %
    İsim

    92

    58.9
    Fiil3019.1
    Sıfat2918.4
    Zarf 53.1
    Edat10.6
    Toplam 157%100

  5. İsimleri anlam alanlarına göre sınıflandırdığımızda ise şöyle bir tablo ile karşılaşmaktayız:


  6. İsimler Sayı%
    Akrabalık ismi55.4
    Araç ismi 2830.4
    Bitki ismi 55.4
    Edebî tür ismi11.1
    Eşya ismi33.2
    Giyim/kuşam ismi22.1
    Hastalık ismi66.5
    Hayvan ismi 8 8.7
    Koku ismi 2 2.1
    Mekân ismi 4 4.3
    Meslek ismi 3 3.2
    Mevsim ismi 1 1.1
    Organ ismi 2 2.1
    Renk ismi 22.1
    Soyut isim 1616.3
    Yiyecek/içecek ismi5 5.4
    Toplam 98%100

     
    ağdıkDS "yaramaz, sırnaşık; ters, aksi, yanlış, değişik" (I 87)
    DLT aġduk "bozuk, belirsiz, değişik" (I 65)

    ~aġduk "karışık, bozuk, kusurlu, ters, aksak, eksik" YTS 3;

    ağduk "fault, defect; useless, bad; excessively heavry" EDPT 80
    ağlakDS "ıssız, tenha, boş, açık" (I 101)
    DLT aglak "ıssız, çorak, oturulmayan yer, boş" (I 119)

    ~ağla:k "uninhabited, remote, lonely" EDPT 84
    ağrıkDS "ağrı, sancı, yel" (I 110)
    DLT agrıg "ağrı" (I 98)

    ~aġrıġ "ağır, zahmet, huzursuzluk, hastalık" KB/421; aġrıġ "pain, painful" EDPT 90 <aġrı-; aġrıġ "ağrı, hastalık, sızı"  EUTS 7; Kökt. aġrı- "hastalanmak" (BK G/9)
    ağrıkDS "eşya, yük, yolculukta gönderilen eşya, ağırlık" (I 109)
    DLT aġruk "pılı pırtı, ağırlık, yük" (I 99)

    ~aġrık "ağırlık, eşya, ev eşyası" YTS 5; aġrıġ "a heavy objekt,
    heavy baggage" EDPT 90
    alDS "düğünde güveyin üzerine atılan mendil büyüklüğünde kırmızı bez" (I 166)
    DLT al "eğer örtüsü yapılan turuncu ipek kumaş" (I 81)
    alkınmakDS "şaşırmak, alıklaşmak" (I 223)
    DLT alkınmak "mahvolmak, yok olmak, bitmek, tükenmek" (I 82, 195)

    ~alkın- "to use oneself up, exhaust oneself" EDPT 138-139; alkmak "azalmak, bitmek" EUTS 12; Kökt. alkın- "azalmak, mahvolmak, bitmek" (KT G/9; BK K/7)
    aranDS "ova, kuytu, sıcak yer, kışlak" (I 298)
    DLT. aran "ahır, at tavlası" (I 76)

    ~aran "a stable" EDPT 232
    aşu[4]DS "boya yapılan kırmızı toprak" (I 363)
    DLT aşu "kırmızı toprak, aşı toprağı" (I 89)

    ~aşu "red ochre" EDPT 256
    atasaġunDS "alim, tabip" (I 366)
    DLT atasaġun "hekim, doktor" (I 86, 403)
    aymakDS "söylemek, anlatmak, nakletmek, konuşmak", (I 421)
    DLT. aymak "söylemek" (I 36)

    ~aymak/eyitmek "söylemek, devamlı anlatmak" YTS 87; ay- "demek, söylemek" KB/82
    ayrıDS "saman ya da başak demetlerini toplamak için yapılmış alet" (I 430)
    DLT ađrı "buğday temizlemek için kullanılan yaba, çatal, çatal değnek" (I. 126)

    ~ađrı "forked, a forked objekt" EDPT 63
    balġamDS "sulu çamur" (II 503)
    DLT balk "çamur" (I 379)

    ~Kökt. balık "çamur" (KT K/8)
    bayakDS "demin, az önce" (II 575)
    DLT baya "az önce" (I 37)

    ~bayak "demin, az önce" YTS 28
    bayıkDS "doğru, gerçek, şüphesiz", (II 579)
    DLT bayık "doğru söz" (III 166)

    ~bayık "açık, belli, aşikar, gerçek, kuşkusuz" YTS 28
    bayımakDS "zengin olmak", (II 579)
    DLT bayumak "zenginleşmek", (III 274)

    ~bayımak "zengin olmak" YTS 28; bayu- "zenginleşmek" KB/895; bayu- "to be, or become, rich" EDPT 384; bayımak "zenginleşmek, varlıklanmak" EUTS 36; Kökt. bay "zengin" (KT D/29)
    beleg[5]DS "erkeğin kız tarafına verdiği düğün hediyesi" (II 608)
    DLT belek "armağan, konuğun getirdiği armağan" (I 385)

    ~belek "hediye, armağan" YTS 30; beleg "a gift" EDPT 338
    belgi DS "nişan" (II 616)
    DLT belgü "alamet, nişan" (I 427)

    ~belgü "alamet, nişan" KB/180; belgü "sign, mark" EDPT 340; belgü "alamet, sembol, işaret, belge" EUTS 38
    belikDS "işaret, iz, nişan" (II 617)
    DLT belik "yara yoklamak için kullanılan mil" (I 385)

    ~belik "nişane, alamet, örnek" YTS 30
    bodukDS "deve yavrusu" (II 720)
    DLT botuk "deve yavrusu" (III 218)

    ~botu "camel, colt, usually under a year old" EDPT 299 <Mong. botogan
    boğDS "bohça", (II 722)
    DLT boġ "bohça, eşya konan heybe" (II 133)

    ~boġ "bohça" YTS 36; bo:ġ "bundle" EDPT 311
    bök/bökeDS "aşık kemiğinin yumru tarafı", (II 767)
    DLT bök "aşığın sırtının yukarı gelmesi" (III 130)
    bökmekDS "dolmak, taşmak", (II 767)
    DLT bökmek "eğilerek yere kapanmak; gözü doymak" (II 18)

    ~bög- "to collect, gather together" EDPT 324
    çağluDS "kepçe şeklinde balık ağı" (III 1257)
    DLT çawlı "tutma süzgeci" (III 442)

    ~ço:vlı "a sieve for sifting cereals" EDPT 397
    çağşakDS "eski" (III 1038)
    DLT çahşak "kurutulmuş kaysı, üzün gibi meyveler" (I 469)

    ~çahşamak "sarsılıp gevşemek, kağşamak" YTS 48; çaxşa:k "stony ground" EDPT 412
    çahrakDS "dağların yıpranmış yerleri" (III 1040)
    DLT çakrak "kel, dazlak" (I 469)

    ~çakrak "bald" EDPT 410
    çal[6]DS "ala renk" (III 1047)
    DLT çal "alaca, kır" (III 156)

    ~çal "alaca, kır" KB/1098; çal "grey" EDPT 417
    çartDS "suların getirdiği çer çöp" (III 1084)
    DLT çart "parça" (I 341)
    çekikDS "serçe büyüklüğünde tarla kuşu" (III 1112)
    DLT çekik "serçeye benzer alacalı bir kuş ki kayalıklarda bulunur" (II 287)

    ~çekük "tarla kuşu" YTS 52; çekik "the lark" EDPT 415
    çetükDS "kedi yavrusu", (III 1152)
    DLT çetük "kedi", (I 388)

    ~çetük "kedi" YTS 53; çetük "cat" EDPT 402
    çığ[7]DS "süt kazanlarının üzerine kapatmak için kamıştan yapılan örtü" (III 1158)
    DLT çıġ "göçebelerin sele sazı ile yaptıkları çadır örtüsü" (III 128)

    ~çığ "çadırlarda çubuklardan örülmüş paravana gibi bölme" YTS 54; çuġ "bundle" EDPT 405
    çıkanaDS "kız kardeşinin çocuğu, yeğen" (III 1165)
    DLT çıkan "yeğen, hala ve teyze oğlu" (I 402)

    ~çıkan "the son of one's maternal aunt" EDPT 409; Kökt. çıkan "yeğen, teyze oğlu" (KT K/13)
    çinDS "öz, katıksız", (III 1225)
    DLT çin "iyice, büsbütün" (III 357)

    ~çin "gerçek, doğru, halis" YTS 56; çı:n "true, genuine; truth" EDPT 424; çın "gerçek, gerçeklik, doğru" EUTS 61, <Çin. chên "dürüst, doğru" (Alt.Gr. 272)
    çöğenDS "ucu eğri baston" (III 1279)
    DLT çögen "topu çekmek için kullanılan ucu eğri bir değnek, çevgen" (I 187)

    ~çögen "a stick with a curved end" EDPT 416 <Far. çewgân
    dirkeşmekDS "arka arkaya tek sıra olmak" (V 1518)
    DLT tirkeşmek "toplanmak, toplaşmak, derleşmek" (I 149)

    ~tergeş- "to walk" EDPT 545-546
    eğir[8]DS "karın ağrısına karşı kullanılan bir çeşit kök" (V 1678)
    DLT egir "karın ağrısını sağaltmak için bir kök (ilaç)" (I 53)

     ~egir "karın ağrısına kullanılan bir kök, andız" YTS 78; egir "a medicinal root" EDPT 112
    eğirmekDS "hayvanları bir araya toplamak" (V 1679)
    DLT egirmek "sevketmek, döndürmek, çevirmek" (I 178)

    ~egirtmek "kuşatmak, sarmak, muhasara etmek" YTS 78; egir- "to surround, encircle" EDPT 113; egirmek "eğirmek, çevirmek, kuşatmak" EUTS 69; Kökt. egir- "kuşatmak" (BK K/7)
    eğmeDS "gölgelik, kaya altı", (V 1681)
    DLT egme "evin kemeri" (I 130)
    ekeceDS "yaşı küçük olduğu halde sözleri ve işleri büyük olan çocuk" ( V 1692)
    DLT ekeç "akıllı, küçük kız, büyüklük eseri gösteren küçük kız" (I 52)

    ~eke "junior (paternal) aunt; elder sister" EDPT 100; eke "abla" EUTS 70; Kökt. eke "abla" (KT K/9)
    elduranDS "dağlarda yetişen ve çayı pişirilen bir çeşit ot" (V 1708)
    DLT eldrük "üzerlik otu ve tohumu" (III 12, 412)
    emeçDS "hedef" (V 1732)
    DLT emeçlemek "nişan almak" (I 299)

    ~amaç "a target" EDPT 156
    endikDS "utangaç, sıkılgan", (V 1747)
    DLT endik "şaşkın" (I 106)

    ~endikmek "şaşlamak, acemilik göstermek, şaşırmak, ürkmek" YTS 83; endik "simple-minded, stupid" EDPT 177
    enemek[9]DS "hayvanlara işaret koymak amacıyla kulaklarını kesmek ya da boynuzunu kertmek" (V 1750)
    DLT ñnemek "enemek, kulaktan bir parçasını kesip imlemek" (III 256)

    ~enemek "hayvanı iğdiş etmek" YTS 83; ene- "to earmark" EDPT 171
    erin[10]DS "dudak" (V 1770)
    DLT ėrin "dudak" (I 70)

    ~ėrin "lip" EDPT 232; erin "dudak" EUTS 74
    ersek[11]DS "erkeğe düşkün kadın", (V 1776)
    DLT ersek "ortaya düşmüş azgın kadın, oruspu" (I 104)

    ~ersek "erkek isteyen kadın" YTS 85; erseg "a woman who runs after men, nymphormaniac" EDPT 237
    ġalġımakDS "zıplamak, hoplamak" (VI 1901)
    DLT kalımak "sıçramak, çamışlanmak" (III 272)

    ~kalkımak "sıçramak, hoplamak, kalkmak" YTS 123; kalı- "to jump" EDPT 617
    gemDS "insan ve hayvanda alt ve üst dudağın birleştiği yerde meydana gelen çatlak, yara" (VI 1985)
    DLT kem "hastalık" (I 338)

    ~kem "hastalık, rahatsızlık" KB/1057; kem "illness" EDPT 720; kem "ağrı, zahmet, hastalık, ıztırap" EUTS 105
    geneşmekDS "danışmak" (VI 1990)
    DLT keñeş "işlerde danışma, görüşme, düşünme, tedbir" (III 365)

    ~geñeş "danışma, istişare" YTS 91; kiñeş "danışma, görüşme, düşünme" KB/5650; kėñeş "advice" EDPT 734 <kė:ne-; keñeş "müzakere, müşavere, danışık" EUTS 105
    genezDS "kolay" (VI 1991)
    DLT keñes "sığ, az, kolay, hafif" (III 364)

    ~geñez "kolay" YTS 91; kenes (kenez) "easy" EDPT 734
    gerimDS "dokumacılıkta tezgahlara gerilen çözgü iplikleri", (VI 2002)
    DLT kerim "duvarlara örtülen, kaplanan dokuma nesneler" (I 398)
    gerişDS "dağların ve tepelerin üst kısmı, sırt" (VI 2003)
    DLT keriş "üstüne çıkılabilen dağ tepesi" (I 370)

    ~keriş "the summit of any mountain that is climbed" EDPT 747
    geyleDS "yapılması istenen bir iş üzerinde düşünme, çabalama" (VI 2016)
    DLT keđlemek "çabalamak" (III 299)

    ~keđ "çok, iyi, iyice" KB/176; keđle- "to exert" EDPT 703
    gezDS "duvar taşları arasına konulan harç" (VI 2019)
    DLT kez "süt ve un gibi şeylerin tencere dibinde yapışıp kalan parçaları" (I 327)

    ~kez "sonra, başka; sefil, bedbaht" EUTS 108
    gezekDS "sıra, nöbet", (VI 2021)
    DLT kezik "nöbet, işte nöbet" (I 391)

    ~gezek "sıra" YTS 93; kezig "sıra, nöbet" KB/713; kezig "turn" EDPT 758; kezig "tertipli, düzenli, sıra, dizi, muntazam sıralı" EUTS 108
    gezerDS "havuç", (VI 2022)
    DLT gezer "havuç" (I 431)
    girginDS "şubat ayında azan erkek deve", (VI 2083)
    DLT kirkin "boğranın, devenin azgın zamanı" (I 443)

    ~girgin ol- "erkek deve dişisini istemek" YTS 94; kirgin "the rutting of a stallion" EDPT 743
    gömeçDS "yağda kızartılmış sıcak ekmek" (VI 2148)
    DLT kömeç "küle gömülerek pişirilen çörek" (I 12)

    ~gömeç "kül ekmeği" YTS 96; kömeç "('food) buried (in the ashes to cook it)' EDPT 722 <köm-
    gönüDS "olgun", (VI 2155)
    DLT köni "düz, doğru, emniyetli" (III 151)

    ~köni "dik, doğru, gerçek" KB/515; köni "straight; upright" EDPT 726; köni "dürüst, doğru, sadık, içten" EUTS 115
    göymekDS "katlanmak, beklemek, sabretmek" (VI 2171)
    DLT köđmek "gözlemek, görmek" (II 87)

    küd- "beklemek" KB/1050
    ġulan[12]DS "üç dört yaşındaki dişi tay" (VI 2191)
    DLT kolan "kolan, bağırdak; yaban eşeği" (I 214)

    ~kulun "tay" YTS 148; kulan "yaban eşeği" KB/284;kulun "a foal" EDPT 622
     
    güvezDS "sabırsız, aç gözlü insan" (VI 2241)
    DLT küwez "gurur, mağrur, gururlu" (I 252)

    ~küve:z "proud, pride" EDPT 692; kövez "burnu havada, mağrur" EUTS 118
    güzüDS "dokuma aygıtında iplikleri çaprazlama işinde kullanılan ağaç" (VI 2244)
    DLT küzük "çulha aygıtlarındandır, birbiri üzerine düğümlenen birtakım iplikler olup, onunla üst eriş, alt erişten ayrılır. Kumaş ve kumaşa benzer şeyler dokuyanlara da böyle denir." (I 321)

    ~küci "dokumacılıkta arış ipliklerini aralayan iplik taraç" YTS 150); kezük "something which is moved to and fro" EDPT 759
    ırDS "ar, utanç" (VII 2480)
    DLT ır "utanma bildiren bir söz" (I 36)
    ırık/ırkDS "şans, uğur" (VII 2485)
    DLT ırk "kâhinlik, fal, yürektekini dışarı çıkarma" (I 42)

    ~ırk "divination" EDPT 213; ırk "işaret, rumuz, falcı" EUTS 118
    ıymakDS "dokuma tezgahında halı, kilim vb. şeylerin iplerini yerletirmek, germek, ip çözmek" (VII 2498)
    DLT ıđmak "salmak, göndermek, serbest bırakmak" (I 210)

    ~ıymak "bozmak, ezmek" EUTS 87
    iciDS "kardeş" (VII 2503)
    DLT içi "yaşça büyük olan erkek kardeş" (I 87)

    ~ece "reis, ulu, ileri gelen" YTS 78; içi "ağabey" EUTS 88;eçe "one's mother's younger sister" EDPT 20
    DS "hastalık, dert" (VII 2508)
    DLT ig "hastalık" (I 48)

    ~ig "verem, inceağrı" YTS 113; ig "hastalık, hasta" KB/156; i:g "illness, disease" EDPT 98; ig "hastalık" EUTS 90
    ilersikDS "don uçkuru" (VII 2520)
    DLT ilersük "şalvar uçkuru" (I 152)

    ~ilersük "uçkur" YTS 114; ilersük "waist-belt" EDPT 151
    ilim[13]DS "erik ve kayısı ağaçlarının çıkardığı zamk" (VII 2525)
    DLT yelim "tutkal, kendisiyle tüy ya da tüye benzer şeyler yapıştırılan tutkal" (III 20, 70)

    ~yelim "glue, paste" EDPT 929
    irteşmekDS "itişip, kakışmak; kavga etmek" (VII 2553)
    DLT irteş kopmak "bahis kızışmak" (I 97)

    ~irdemek "araştırmak, incelemek, denetlemek" YTS 116; irteş- "araştırmak" KB/6204
    kesmeDS "alındaki saçlar, kakül" (VIII 2767)
    DLT kesme "kakül, zülüf, perçem" (I 11)

    kesme "perçem, saç" KB/3284
    kevekeDS "iyi pişmemiş yemek" (VIII 2275)
    DLT keweg "burundaki kıkırdak" (I 391)

    ~kevig "the cartilage of the nose" EDPT 688
    kezlikDS "çakı, bıçak" (VIII 2780)
    DLT kezlik "küçük kadın bıçağı" (I 478)

    ~kezlik "a small knife" EDPT 760
    kıcıDS "hardal tohumu" (VIII 2782)
    DLT kıçı "hardal" (III 238)

    ~kıçı "tereye benzer bir ot, kekik" YTS 136; kı:çı "mustard" EDPT 590
    kırtDS "küçük" (VIII 2836)
    DLT kırt "kısa" (I 342)
    kıv DS "yazgı, baht" (VIII 2849)
    DLT kıw "devlet, kut, baht" (I 301)

    ~kı© "kut, devlet, mutluluk" KB/2105; kıv "kut, saadet" EUTS 177; kıv "good fortune" EDPT 579
    kiğDS "keçi, koyun, deve vb. hayvanların yuvarlak gübresi" (VIII 2870)
    DLT kıġ "toprağı kabartmakta kullanılan gübre" (III 129)

    ~kık "gübre, çerçöp, pislik" EUTS 174; kı:ġ "animal dung" EDPT 608
    kirşanDS "üstübeç, allık, pudra" (VIII 2881)
    DLT kirşen "üstübeç, yüze sürülen düzgün" (I 437)

    ~kirşe:n "white lead used as a cosmetic" EDPT 747
    kiyizDS "keçe" (VIII 2888)
    DLT kiđiz "keçe" (I 316)

    ~kiđiz "keçe" KB/4442; kidiz "keçe" EUTS 109; kiđiz "felt, a felt" EDPT 707
    koğuş ağacıDS "dağ yamaçlarında yetişen dallarından ok ve yay yapılan bir çeşit ağaç, kayın ağacı" (VIII 2903)
    DLT koġuş "okları perdah etmek için koğuş ağacından yapılan aygıt" (I 369)

    ~koġuş okı "cross-bow arrow" EDPT 613
    küsemekDS "beğenmek, imrenmek" (VIII 3049)
    DLT kösemek (III 265)

    ~kösemek "gıpta etmek, imrenmek" YTS 146; küse- "istemek, arzulamak, özlemek" KB/363; kösemek "arzu etmek, dilemek" EUTS 118; küse- "to wish, desire, long for" EDPT 749
    küt ol-DS "kötürüm olmak, bacakları tutmamak" (VIII 3054)
    DLT ketü "çolak" (III 219)

    ~küt ol- "kötürüm olmak, elden ayaktan düşmek" YTS 151
    maDS "işte" (IX 3097)
    DLT ma "al, işte anlamında bir kelime" (III 213)

    ~me/ma "nah, işte al" YTS 153; ma "ve, ise, bizzat" EUTS 127
    obruk[14]DS "çöken, kayan toprak; kayşa" (IX 3261)
    DLT obrak "eskimiş" (I 118)

    ~obruk "çukur, oyuk" YTS 165; oprak "shabby" EDPT 13
    DS "sağ" (IX 3280)
    DLT "kolay" (I 41)

    ~oñ "sağ, sağ taraf" KB/536; "sağ, batı yönü" EUTS 141
    oyukDS "bostan korkuluğu" (IX 3303)
    DLT oyuk "hayal, belge, bostan höyüğü" (I 81)

    ~oyuk "insan ya da hayvan şeklini andırır korkuluk" YTS 165; oyuġ "gölge, hayal" KB/3382;oyuk "mirage, landmark" EDPT 270
    ozmakDS "öne geçmek, yarışı kazanmak" (IX 3306)
    DLT ozmak "başkasından ileri geçmek" (I 173)

    ~oz- "geçmek, ileri geçmek" KB/248; ozmak "kurtulmak, halas olmak, uzaklaşmak" EUTS 145;Kökt. oz- "kurtulmak, ileri gitmek" (BK D/28; o:z- "to outstrip, to escape, to surpass" EDPT 270
    ödDS "zaman" (IX 3309)
    DLT öđ "zaman, vakit" (I 245)

    ~öđ "zaman, vakit" KB/1211; ö:d "time" EDPT 35; öd "zaman" EUTS 146; Kökt. öd "zaman" (BK D 18)
    ödgönçDS "öykü" (IX 3313)
    DLT ötkünç "hikaye" (I 161)

    ~ötgünç "taklit" KB/874; ötgünç "story, narrative" EDPT 52
    öğürDS "keçilerin gece yattıkları yer" (IX 3321)
    DLT ögür "koyun, geyik, bağırtlak kuşu gibi şeylerin bir arada bulunması" (I 54)

    ~ögür "a herd" EDPT 112; ögür "hara, sürü" EUTS 148
    ökDS "akıl" (IX 3324)
    DLT ök "akıl ve anlayış" (I 48)

    ~ög "akıl, hatır, zihin" YTS 166; ög "akıl, anlayış" KB/25; ök "the mind" EDPT 99; ög "akıl, zeka" EUTS 146
    öllütmek DS "ıslatmak" (IX 3333)
    DLT ölitmek "ıslatmak" (I 213)

    ~ölütmek "ıslatmak" YTS 168; öli- "ıslanmak" KB/1408; ölit- "to moisten, or wet" EDPT 132
    ömzekDS "yıkılacak gibi olan duvarı sağlamlaştırmak için önüne yapılan duvar" (IX 3338)
    DLT ömzük "eğerin ön ve arka tarafları, ucu" (I 105)

    ~ümzük "the extremity of a saddle-bow in front and behind" EDPT 165
    örtmenDS "yüzey" (IX 3350)
    DLT örtmen "dam, satıh" (III 412)

    ~örtmen "roof and the like" EDPT 207
    ötküDS "bedel" (IX 3357)
    DLT ötki "ivaz, bedel, karşılık" (I 128)

    ~ödki "zamanla ilgili" EUTS 146; ötki "equivalent exchange" EDPT 51
    ötmekDS "ekmek" (IX 3358)
    DLT ötmek "(yenecek) ekmek" II 268)

    ~etmek "ekmek" YTS 86; etmek/ötmek "bread" EDPT 60; ötmek "ekmek" EUTS 154
    özlekDS "zaman" (IX 3372)
    DLT özle "öğle vakti" (I 114)

    öđlek "zaman, felek" KB/647; öđleg "time" EDPT 55
    sağrakDS "bardak, kadeh", (X 3514)
    DLT saġrak "sürahi, kâse, kap" (I 100)

    ~saġrak "bardak, kadeh" YTS 177; saġrak "cup, goblet" EDPT 815
     
    sağrı DS "üstü ince deri ile kaplı sandık", (X 3515)
    DLT saġrı "deri, herşeyin derisi" (I 421)

    ~saġrı "raw hide" EDPT 815
    sakaDS "ekilmeyen yerler" (X 3517)
    DLT saka "dağ yamacı" (III 226)

    ~saka "the foot of a mountain" EDPT 805
    sanduvaçDS "bülbül" (X 3536)
    DLT sanduvaç "bülbül" (I 529)

    ~sandvaç "bülbül" KB/78; sanduwa:ç "nightingale" <Sogd. zntw'çh "sweet-voiced" EDPT 837
    sarmakDS "köpek havlamak, saldırmak" (X 3547)
    DLT sarmak "kızmak, çıkışmak, sert söz söylemek" (II 38)

    ~sarma:k "to wrap round, enfold" EDPT 852
    sartDS "tüccar" (X 3548)
    DLT sart "tacir, tecimen, satıcı" (I 66)

    ~sart "tacir, satıcı" KB/2745; sart "merchant" EDPT 846; sart "kervan, tüccar" <Skr. s@rtha "kervan, tüccar" EUTS 198
    savcıDS "sözcü, mektupçu" (X 3553)
    DLT sawçı "elçi, peygamber; hısım ve dünürlerin arasındaki elçi" (III 154)

    ~sa:vçı "go-between; a prophet; messenger" EDPT 758; savçı "haberci" EUTS 199
    sayDS "dik, kayalık, taşlık yer" (X 3556)
    DLT say "kara taşlık yer" (III 158)

    ~say "dibi yere gömülü kaygan kaya" YTS 182; say "çakıl" KB/212;sa:y "an area of ground covered with stones" EDPT 858; say "kır, çöl, taşlık, bozkır" EUTS 199
    serinmekDS "sabırla beklemek" (X 3589)
    DLT serinmek "sabretmek" (II 167)

    ~serin- "sabretmek" KB/3067; serin- "to be patient" EDPT 854; sarinmek "beklemek, tutunmak, tahammül etmek" EUTS 201
    sınar/sıñarDS "akraba, yakın; eşdeğer" (X 3609)
    DLT sıñar "bir şeyin tarafı, yanı" (III 375)

    ~sıñarı "kendisi gibi, benzeri arkadaş, akran, emsal" YTS 186; sıñar "yan, taraf" KB/1786; sıña:r "a side" EDPT 840; sıñar "burç mıntıkası, yön, taraf; bir nesnenin yarısı" EUTS 204
    sibekDS "el değirmenlerinde alt taşın ortasına çakılan, üst taşın dönmesini sağlayan küçük kazık ya da sivri demir" (X 3629)
    DLT sibek "değirmen taşının üzerinde döndüğü demir" (I 389)

    ~sibek "the pivot of a hand-mill" EDPT 788
    sibekDS "küçük çocukların yataklarını kirletmemeleri için beşiğe takılarak sidiği oturağa götüren tahta boru, kamış" (X 3628)
    DLT sibek "çocuğun işemesi için beşiğe konan kamış" (I 389)
    silik[15]DS "uysal (kimse)" (X 3634)
    DLT silig "temiz, yakışıklı, tatlı dilli" (I 390)

    ~silig "temiz, ince, nazik; tatlı dilli" KB/42-43; silig/silik "clean, pure, smooth" EDPT 826; silig/k "arı, temiz, pak, bakire" EUTS 205
    sipDS "domuz yavrusu" (X 3644)
    DLT sıp "iki yaşına girmiş olan tay" (I 207)

    ~sıp "one year-old colt" EDPT 783
    siyek DS "koyun, keçi vb. hayvanların kızgınlık dönemlerinde dişilik ya da erkeklik organlarından akan sıvı; ayak yolu, hela" (X 3652)
    DLT siđük "sidik" (III 321)
    siymek A.Ağz "hayvan işeme, sidiklemek" (X 3652),
    DLT siđmek "işemek" (II 295)

    ~si:đ- "to urinate" EDPT 799
    süci DS "şarap" (X 3704)
    DLT süçük "şarap" (II 190)

    ~süçi "şarap" YTS 195; süçig "tatlı" KB/1170; sü:çig "sweet, a sweet substance" EDPT 796; süçüg "tatlı şarap; tatlı, lezzetli" EUTS 213
    ttanmak DS "kınamak, ayıplamak, aldatmak" (X 3821)
    DLT tanmak "inkar etmek" (III 184)

    ~tañmak "hayrete kalmak, şaşmak" YTS 202; tan- "inkar etmek" 3892; ta:n- "to deny; to disclaim" EDPT 513; tanmak "inkar etmek; kötüleşmek" EUTS 224
    tap DS "uygun, oranlı" (X 3822)
    DLT tap "elverir, yeter" (I 318)

    ~tap "yetişir, kafi, doğru" YTS 203; tap "elverir, yeter" KB/318; tap "satisfaction, suffuciency; satisfactory, sufficient" EDPT 434; tap "arzu, istek" EUTS 224
    tapuk DS "boyun eğme, gönül verme" (X 3822)
    DLT tapuġ "hizmet, tapma, tapı" (I 373)

    ~tapu "hizmet, görev, ibadet, yüceltme, saygı" YTS 203; tapuġ "hizmet, ibadet" KB/97-467; tapıġ "tapma, perestij etme, hürmek" EUTS 224
    tar DS "sal" (X 3830)
    DLT tar "kelek (ırmaklarda) sal" (III 148)

    ~tar "a raft made of inflated skins fastened together" EDPT 528; tar "sal" EUTS 225
    ttatır DS "kısa otlu çayır" (X 3843)
    DLT tatır yer "kıraç yer" (I 361)

    ~tatır "a flat sown field" EDPT 458
    tavuş DS (Karaçay göçmenlerinde) "ses, hafif gürültü, takırtı" (X 3850)
    DLT tawuş "duygu ve kımıldanma" (I 367)

    ~tavış "a sound" EDPT 446
    tef DS "zararlı şeylerin varlığı" (X 3858)
    DLT tef "hile, al" (I 332)

    ~tevlig "hile, aldatma" KB/313; Kökt. teblig "hilekâr, aldatıcı" (KT D/6); tev "trick, device" EDPT 434
    temen DS "tütün dizmeye yarayan iğne" (X 3875)
    DLT temen "büyük iğne, çuvaldız" (I 402)

    ~temen "a large needle, packing needle" EDPT 507
    ten DS "nem" (X 3876)
    DLT teñ "göl, bataklık" (I 528)

    ~teñ "marsh" EDPT 512
    ter DS "ücret" (X 3888)
    DLT ter "ücret, çalışana verilen para" (III 148, 212)

    ~ter "ücret" KB/5078; te:r "wages<sweat" EDPT 528; ter "ücret" EUTS 234
    tezik DS "çabuk, tez" (X 3906)
    DLT tezik "halk arasında ürküntü, panik" (I 387)

    ~tezikmek "sıçramak" YTS 207; tezig "ürkek, ürkmüş" KB/712; tezig "panic in the tribe" EDPT 574
    tezmek DS "kaçmak" (X 3907)
    DLT tezmek "kaçmak" (II 8)

    ~tezmek "kaçmak" KB/548; tezmek "kaçmak, firar etmek" EUTS 236); tez- "to run away, fly" EDPT 572
    tıyılma DS "perhiz" (X 3927)
    DLT tıđılmak "kaçınmak, çekinmek, alıkoymak, engel olmak" (II 126)

    ~tıđın- "kaçınmak, sakınmak" KB/1380; tıđıl- "to be obstructed" EDPT 456;tıdılmak "mani olunmak" EUTS 236; Kökt. tid- "engel olmak, tutmak" (KT K/11)
    tut DS "gözde oluşan kara benek" (X 3997)
    DLT tut "kılıç ve benzeri şeylerin üzerine çöken pas" (II 281)
    tükel DS "tam, bütün" (X 4006)
    DLT tükel "tamamen, büsbütün" (I 60)

    ~dükeli "hep, hepsi, bütün, cümle, herkes" YTS 74; tükel "tam, bütün" KB/627; tükel "complete, entire" EDPT 480; tükel "tam, tamamıyla, iyi halde" EUTS 257
    ukmak DS "tasarlamak" (XI 4031)
    DLT ukmak "anlamak" (I 168)

    ~uk- "anlamak" KB/671; uk- "to understand" EDPT 77;ukmak "anlamak, öğrenmek" EUTS 266
    umunç DS "umulan, beklenen, olması istenen" (XI 4038)
    DLT umunç "umma, umut etme" (I 133)

    ~umınç "ümit, umut" KB/2812; umun- "to desire, request, or pray for" EDPT 162;umunç "umma, umut" EUTS 265
    uyunmak DS "bayılır gibi olmak" (XI 4051)
    DLT uđınmak "sönmek" (III 26)

    ~uġunmak/uvunmak "bayılacak hale gelmek, bayılmak, aklı başından gitmek" YTS 218; uđın- "sönmek" KB/4694; uđın- "to sleep quitely, go to sleep" EDPT 62
    üceşmek DS "lades tutuşmak" (XI 3308)
    DLT öceş "yarış" (I 61)

    ~öceşmek "bahis tutuşmak" YTS 166; öceş- "yarış etmek" KB/4086; ö çeş- "to be hostile to one another" EDPT 32; öceşmek "kin beslemek; çekişmek" EUTS 145
    yakılmak DS "alışmak, sevgiyle bağlanmak" (XI 4128)
    DLT yakılmak "dokunmak, yaklaşmak" (III 81)

    ~yakılmak "derin bir sevgi duymak" YTS 230; yak- "yaklaşmak" KB/3448; yakmak "hoşa gitmek, yakışmak" EUTS 280
    yalvı DS "büyü" (XI 4150)
    DLT yalwı "büyü, sihir" (III 33)

    ~yelvi "sihir" EUTS 292; yñlvi "sorcery, witchcraft" EDPT 919
    yamız DS "yan; yamak, kul" (XI 4156)
    DLT yamız "kaşığın iki tarafı, kalçanın iç yandan uçları" (III 10)

    ~yamız "the groin" EDPT 940; yamız "kasık" EUTS 283
    yancık DS "çobanların azık torbası" (XI 4162)
    DLT yançık "torba, kese" (II 250)

    ~yuncuk "kese, torba, boyundan geçirilerek yana asılan torba" YTS 233; yancuk "a pocket" EDPT 945; yançuk "kese, torba, cep" EUTS 283
    yavlak DS "uğursuz" (XI 4205)
    DLT yawlak "kötü, fena, değersiz" (I 177)

    ~ya©lak "kötü" KB/194; yavla:k "bad, evil" EDPT 876; yablak "kötü, fena" EUTS 278; Kökt. yablak "fena, kötü; kötülük" (KT D/5, BK D/20)
    yay DS "yaz" (XI 4208)
    DLT yay "ilkbahar, yaz" (I 13)

    ~yay "yaz, sıcak mevsim" YTS 240; yay "yaz, ilkbahar" KB/4623; ya:y "summer" EDPT 980; Kökt. yay "yaz" (BK B/3)
    yelpik DS "aklına eseni yapan, deli fişek" (XI 4239)
    DLT yelpik "cin ve yel çarpması" (III 46)

    ~yñlpik "difficulty in breathing, severe asthma" EDPT 920
    yençmek DS "sarsmak, silkelemek, tartaklamak" (XI 4244)
    DLT yençmek "ısırmak; yere vurup ayağıyla ezmek; kötüleşmek" (III 303)

    ~yençmek "yassılatmak, yapıştırmak, çekip sıkıştırmak" YTS 242; yenç- "koparmak" KB/2945; yanç- "to crush, trample on" EDPT 944; yançmak "ezmek, kırmak, parçalamak" EUTS 283
    yerdeş DS "ildeş, hemşehri" (XI 4250)
    DLT yerdeş "hemşehri" (I 407)

    ~yerdeş "hemşehri" YTS 242; yerdeş "fellow, countryman" EDPT 959
    yetiz DS "tamam, henüz, yeteri kadar" (XI 4258)
    DLT yetiz "enli, enine geniş olan şey" (III 10)

    ~yetiz "geniş, enli" KB/3416; yetiz "wide, broad, far-reaching" EDPT 894
    yığlamak DS "ağlamak" (XI 4262)
    DLT yığlamak "ağlamak" (I 272)

    yıġla- "ağlamak" KB/1235
    yıpar DS "güzel koku" (XI 4279)
    DLT yıpar "misk" (I 327)

    ~yıpar "misk" KB/64; yıpar "misk, koku, rayıha" EUTS 294; yıpa:r "musk" EDPT 878
    yırah/yırak DS "uzak, ırak" (XI 4273)
    DLT yırak "uzak, ırak" (I 97
    yirmek DS "dilmek, yarmak" (XI 4280)
    DLT yermek "yaş bir şeyi demirle kesmeksizin uzunlamasına ayırmak" (III 58)

    ~yirimek "parçalanmak, yarılmak" EUTS 298
    yiti DS "çok acı ya da ekşi" (XI 4281)
    DLT yitik "keskin, bilenmiş" (I 384)

    ~yiti/iti "sert, keskin, şiddetli" YTS 119; yiti "keskin" KB/927; yitig "sharp; alert, quick, clever" EDPT 889; yiti "keskin" EUTS 299
    yiv DS "koku" (XI 4283, yiğ "koku" (XI 4276)
    DLT yıđ "koku", (II 48)

    ~yiydin "kokmuş, kokuşmuş; fena halde kokulu bir ot" YTS 248); yıđ "koku" KB/70; yı:đ "scent, odour, smell" EDPT 883; yıd "koku, rayıha, ıtır, misk" EUTS 293
    yok/yoku DS "leke, iz, kalıntı, bulaşık" (XI 4287)
    DLT yok "çanak bulaşığı" (III 4)

    ~yok "kötü, fena; yok" EUTS 301)
    yolak DS "su yolu, ark, oluk" (XI 4289)
    DLT yolak "çay" (I 222)

    ~yolak "a small path" EDPT 925
    yordam[16] DS "kılavuz, yardımcı" (XI 4296)
    DLT yorçı "usta, kılavuz" (III 30)

    ~yordam "kılık, kıyafet" YTS 250
    yoymak[17] DS "yazılan yazıyı silmek, bozmak" (XI 4301); yozmak (IV) "silmek (yazı için) (XI 4304)
    DLT yođmak "silmek, bozmak, mahvetmek" (III 434)

    ~yoymak "silmek, imha etmek, izale etmek, bozmak" YTS 251; yođ- "silmek, bozmak" KB/2798; yo:đ- "to destroy, obliterate, wipe out, wipe off" EDPT 885; yodmak "sonuçlandırmak, sona eriştirmek" EUTS 300
    yozmak DS "bitki hayvan zamanla soysuzlaşarak bozulmak, yabancılaşmak" (XI 4303)
    DLT yozamak "kısır kalmak" (III 88)
    yörek DS "çocuğun düşmemesi için beşiğe bağlanan ip" (XI 4309)
    DLT yörgek "örtü" (II 289)

    ~yörenmek "dolaşmak, yaklaştırma" YTS 251; yörgemek "sarmak, örtmek, çevrelemek, bağlamak" EUTS 303
    yubanmak DS "gecikmek, ayak sürümek" (XI 4310)
    DLT yubanmak "ihmal etmek, yüzüstü bırakmak" (III 86)

    ~yuba:n- "to be careless, negligent" EDPT 878
    yubatmak DS "geçiktirmek" (XI 4310)
    DLT yubatmak "savsaklamak, savsaklamayı emretmek" (II 315)
    yund/yunt DS "at; damızlık eşek" (XI 4320)
    DLT yund "at (cins adı) atlar, at sürüsü" (I 235)

    ~yund "kısrak" YTS 253; yond "at" KB/5370; yunt "horse" EDPT 946; yunt "at" EUTS 305)

----------------------------------------------------
(*) Divanû Lügati't-Türk ile Anadolu Ağızlarındaki Ortak Unsurlar Üzerine Bir Deneme", Divanû Lügat't-Türk Bilgi Şöleni Bildirileri, 7-8 Mayıs 1999 Ankara, s. 106-130.
 - Turkish Studies, International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, Volume 3/1 Winter 2008
(**) Yard. Doç. Dr., Muğla Üni. Fen-Edb. Fak. Türk Dili ve Edb. Böl.

[1] Zeynep Korkmaz "Eski Türkçedeki Oğuzca Belirtiler", Bilimsel Bildiriler 1972 (TDK), Ank. 1975, s. 433-446.
[2] Zeynep Korkmaz, Türk Dili Üzerine Araştırmalar I, s. 241-253.
[3] Zeynep Korkmaz, "Oğuz Türkçesinin Tarihî Gelişme Süreçleri ve Divanu Lügati't-Türk" Türk Dili, Sayı 570, Haziran 1999, s. 459-470.
[4] Yazı dilimizde bu kelime, "aşı boyalı" ve "aşı boyası" şeklinde tamlamalarda kullanılabilmektedir. (Türkçe Sözlük, C. I, s. 97).
[5] Bu kelime yazı dilimizde "kundak, çocuk bezi; beşiğe konan yatak" anlamlarıyla yer almaktadır. (Türkçe Sözlük, C. I., s. 165).
[6] Yazı dilimizde "taşlık yer, çıplak tepe" anlamlarıyla yer alıyor. (Türkçe Sözlük, C.I., s. 271).
[7] Yazı dilimizdeki "bölme veya paravana" anlamında kullanılan çığ ile birleştirilebilir. (Türkçe Sözlük, C. I., s. 299).
[8] Yazı dilimizdeki eğir kökü ile birleştirilebilir. (Türkçe Sözlük, C.I., s. 435).
[9] Bu kelime yazı dilimizde "erkeklik bezlerini burarak veya çıkararak erkekliğini gidermek, iğdiş etmek, hadım etmek" anlamıyla yaşamaktadır. (Türkçe Sözlük, C. I., s. 475).
[10] Yalova-Kadıçiftliği'nden derlenen bu kelime yalnızca Karaçay Türklerinde kullanılmaktadır. Bk. Hasan Eren, "Anadolu'da Kafkasya Türkleri" Türk Dili Araştırmaları Yıllığı-Belleten 1961, s. 333.
[11] Yazı dilimizde erse- "erkek istemek" fiili bulunmaktadır. (Türkçe Sözlük, C.I., s. 464.
[12] Yazı dilimizde kulun "at ve eşek yavrusu" kelimesi bulunmaktadır. (Türkçe Sözlük, C. II, s. 926).
[13] Hasan Eren bu kelimede ilkses y-'nin ilik, inci, ip, ipek kelimelerinde olduğu gibi sonradan düştüğünü belirtmektedir. Bk. Hasan Eren, "Sırça Köşkte III", Türk Dili, Sayı 499, Temmuz 1993, s. 65.
[14] Yazı dilimizde obruk "İçinde su biriken çukur yer, doğal kuyu" anlamıyla birleştirilebilir. (Türkçe Sözlük, C. II., s. 1097).
[15] Bu kelime yazı dilimizde sonses damak ünsüzünün düşmesiyle sili "arı, temiz" şeklinde yaşamaktadır. (Türkçe Sözlük, C. II, s. 1308)
Kahramanmaraş'ın Hacımustafa köyünde arı sili kal-, arı sili ol- biçiminde kalıplaşmış olarak kullanıldığı öğrencimiz Musa Karakulak'tan tespit ettik.
[16] Bu kelime yazı dilimizde "çeviklik, çalım, yatkınlık, yeti meleke" anlamlarıyla yaşamaktadır. (Türkçe Sözlük, C. II, s. 1640).
[17] Ayrıca bk. Hasan Eren, "Sırça Köşkte -III-"... s. 50-51.

KISALTMALAR
DLT: Divanü Lügati't-Türk Dizini "Endeks", Ank. 1943 (2. bas. 1985) (Haz.: Besim Atalay)
Alt.Gr.: Alttürkisch Grammatik, A. von Gabain, (Eski Türkçenin Grameri, Çev. Mehmet Akalın), Ank. 1988
DS: Derleme Sözlüğü, I-XII, TDK, Ank. 1963-1982
EDPT: An Etymological Dictionary of Pre-Thirteenth-Century Turkish, Sir Gerard Clauson, Oxford University, 1972
EUTS: Eski Uygur Türkçesi Sözlüğü, Ahmet Caferoğlu, İst. 1968
Kökt.: Köktürkçe
KB: Kutadgu Bilig III, Reşid Rahmeti Arat (Hazırlayanlar: Kemal Eraslan, Osman F. Sertkaya, Nuri Yüce) İst. 1979
YTS: Yeni Tarama Sözlüğü (Düzenleyen: Cem Dilçin) Ank. 1983
Türkçe Sözlük: TDK, Ank. 1988

Sayfa Başı
© 2008 www.kasgarlimahmud.org/net/com.
2008 - Kaşgarlı Mahmud 1000. Doğum Yılı